Çocuk ve Aile Terapisi

Çocuk sahibi olanların olmayanlara sıklıkla söylediği cümle şudur: hele bir çocuğunuz olsun, o zaman ‘gerçek’ bir aile olacaksınız. Bu söz niye söylenir? Hâlbuki aynı evi paylaştığınız, ortak kararlar aldığınız eşiniz sizin yeni aileniz değil midir aynı zamanda. Tam değil.
Aile için anne, baba ve çocuk olması yeterlidir. Peki ya sağlıklı aile için? Hiç şüphesiz daha fazlası.

Aile Dedikleri;

Araştırmacılar kendi gelişimleri, çocuklukları, aldıkları kararlar, bireysel ilerleme süreçleri hakkında çok da fazla düşünmeyen kişilerin ebeveyn olduklarında aynen kendi ailelerinden gördüklerini tekrar etme ya da bilinç dışı bir tepkiyle tam tersini sergileme eğiliminde olduklarını söylüyor. Dolayısıyla bir aileyi ele alırken o aile içindeki anne babanın büyüdüğü aile yapısı, sosyal çevresi ve geçmişini de değerlendirmek gerekiyor. Yani bizler, sadece kendi kararlarını uygulayan, kendi tercihlerini yapan bireyler değiliz. Ek olarak, çocukluktan itibaren anne babamızdan gördüğümüz, onaylasak da onaylamasak da erken yaşlarda maruz kaldığımız için içselleştirdiğimiz davranış kalıplarına sahibiz. Ve belki düşünerek hareket ettiğimizde çocuğumuzla ilişkide kendi kararlarımıza uygun davranabilirken, sinirli, duygusal ya da korkmuş olduğumuzda erken yaşlarda kazandığımız otomatik tepkilerimizle hareket ederiz. Her anne baba çocuğuna verdiği bir tepki üzerine aynı annesi ya da babası gibi davrandığını ve buna şaşırdığını tecrübe etmiştir değil mi… İşte bu yüzden sağlıklı bir ebeveyn olmak isteyen her birey kendi ailesi, ailesinin kendisine kattıkları, kendisinden götürdükleri üzerinde düşünmüş, bu konuda bir farkındalık kazanmış olmalıdır.

Neden Aile Terapisi..

köken aile

Çocuk psikologu olarak çalıştığım yıllar içerisinde, ‘sorun’ olarak getirilen çocuğun ailesinin davranışlarından bağımsız değerlendirilemediğini ve anne babayı işin içine katmadan tam bir iyileşme sağlanamadığını görünce aile terapisi ile ilgilenmeye başladım. Aile terapisi, aileyi bir sistem, çocuğu da o sistemin bir parçası olarak görür. Ve sistemdeki parçalar birbiriyle etkileşim halinde oldukları için sorunu bir kişi üzerinde toplamaz. Evet, sorunu bir kişi taşıyor olabilir ama diğer aile üyeleri de mutlaka o soruna hizmet eden bir şeyler yapıyordur. Bu sebeple aile çocuğu hangi sorunla getirirse getirsin, aile terapistinin ilk sorduğu sorulardan biri, ‘bu sorun sistemde ne işe yarıyor, neye hizmet ediyor’ olacaktır. Bir örnek vermek gerekirse; geceleri yatağını ıslatan bir çocuğu ele alalım. 7 yaşında olan bu çocuk hiçbir fizyolojik sorunu olmamasına rağmen bazı geceler yatağını ıslatıyor ve aile çaresiz bir şekilde uzmana başvuruyor. Uzman, bu sorun ailede ne işe yarıyor sorusunu yanıtlayabilmek üzere birçok konunun yanı sıra anne baba ilişkisi üzerinde de duruyor. Ve bir süre sonra anne baba arasında sık sık anlaşmazlıklar olduğu, anne babanın kavga etmekten ziyade küs kalmayı ve konuşmamayı seçtikleri ve özellikle çocuğun böyle akşamların sonunda altını ıslattığını anlıyor. Çünkü çocuk altını ıslattığında anne baba konuşmaya başlıyor ve bu çocuk niye böyle, ne yapmak lazım sorularıyla kendi sorunlarından uzaklaşıyorlar. Çocuk -büyük ihtimalle farkında olmadan- sorun çıkararak anne babasının ittifakını sağlamış oluyor. Bu örnekte, ailenin başvurduğu uzman anne baba ilişkisini derinlemesine incelemeden çocuğa yıldız tabloları, ödül-ceza yöntemleri uygulasaydı hiç şüphesiz başarısız olacaktı. Ya da çocuğun yatağını ıslatma davranışı düzelecekti ama ana sorun çözülmediği için sistem başka bir sorun üretecekti.
Ailemiz hayatımızda o kadar önemli bir yere sahip ki, mutluluğumuzun da mutsuzluğumuzun da kaynağı çoğu zaman. Bu sebeple yaşanan sorun çocukta gözlemlense de tüm aile üyelerinin terapiye katılması problemin çözülmesinde çok etkilidir. Terapi süreci, sorun ne olursa olsun, kişilerin kendilerini keşfettikleri, kendilerini ifade etme ve aileleriyle daha kaliteli iletişim kurma konularında beceriler geliştirdikleri çok keyifli bir yolculuktur.
Bu yolculuğa çıkmaya hazır mısınız?

tworoads